Aromaterapi ile yolculuğum

Yirmi sekiz sene önce Almanya’da uçucu yağlar ile tanıştım. O dönemde Hamburg’da yaşıyordum ve yaşadığım semtte bütünsel sağlık konuları ile ilgili kitaplar satan bir kitabevi vardı. İlk uçucu yağlarımı ve aroma lambamı orada satın almıştım. Akşamları işten sonra veya hafta sonu bu aroma lambasını kullanmak çok hoşuma gidiyordu. Aynı kitabevinde ilk aromaterapi kitabımı satın almıştım.

Hamburg’da büyük bir kozmetik ve medikal ürünler şirketinde pazarlama alanında çalışıyordum ve kozmetik dünyasıyla yakından tanışma fırsatı elde ettim (NIVEA ürünleri). O dönemde kimyasal içeren kozmetik ürünlerini sorgulayıp Weleda, Logona ve Lavera gibi Alman organik kozmetik markalarını kullanmaya başladım. Almanya organik kozmetik konusunda oldukça gelişmişti ve piyasada çok kaliteli ürünler bulunuyordu. Yüz kremi, vücut bakım yağı, temizleme sütü ve şampuan gibi organik ürünler satın alıyordum. Arada sırada jojoba, kayısı çekirdeği gibi soğuk pres sabit yağları organik ürünler mağazası veya eczaneden temin ediyordum.

İlk yardım ve sağlık için aromaterapi

Aromaterapi konusunu araştırmaya başladım ve Fransa’da yapılan aromaterapi çalışmalarını inceledim. Fransa modern aromaterapi tarihçesinde önemli bir yere sahip; orada aromaterapi sevilen bir yöntem ve yaygın bir şekilde uygulanıyor.

Uçucu yağları günlük hayatıma katmaya başladım ve eczane dolabımı uçucu yağlar ile donattım. Ne zaman bir yara, yanık veya kanamam olsa uçucu yağlar kullandım ve iyileşme sürecini şaşırtıcı bir şekilde hızlandığını gördüm. Doğru uçucu yağı kullandığım zaman kanamaların hızlıca  durduğunu, yanıkların iz bırakmadan iyileştiğini, böcek/sivri sinek sokmasından sonra şişkinlik ve ağrı oluşmadığını gözlemledim. Günlük hayatta küçük ama önemli deneyimlerdi.

Kendi kendimi tedavi edebileceğim sağlık sorunları için de uçucu yağları kullanmaya başladım. Bu şekilde günlük hayatta karşılaştığım solunum yolları rahatsızlıkları, kas ve eklem ağrıları, sindirim şikayetleri, uykusuzluk, stres gibi gibi pek çok sağlık sorunu için aromaterapik çözümleri deneme fırsatım oldu.

2000 yılında Dr. Andre Passebecq ile naturopati ve aromaterapi eğitimine başladıktan sonra aromaterapi konusunda derinleşme fırsatı buldum. İlk yardım, sağlık ve doğal cilt bakımı için aromaterapi uygulamalarını hayatıma dahil ettim. Naturopatinin yanı sıra aromaterapi en çok uyguladığım doğal terapi yöntemidir. Oğlumu ilaçsız büyütmek benim için önemli bir meseleydi ve bunda aromaterapinin katkısı çok büyük oldu.

Diğer ülkelerde yapılan aromaterapi çalışmalarını araştırdım, İngilizce ve Almanca dillerinde yazılmış aromaterapi kitaplarını inceledim ve kendi aromaterapi pratiğimi zenginleştirdim.

Spa alanında aromaterapi

İş hayatımda hem thalassoterapi ve spa merkezi yöneticisi hem de beden terapisti olarak aromaterapi hayatımın önemli bir parçası oldu. Uçucu yağları masaj terapisi ve doğal cilt bakımı alanında yoğun bir şekilde kullandım. Yeni bir spa menüsü yaratmak, masaj terapisi, vücut ve yüz bakımı için yeni aromaterapi karışımları hazırlamak işimin en sevdiğim yönlerinden biriydi. Hakiki uçucu yağların kullanıldığını anlayan misafirlerden gelen takdirler beni çok mutlu ederdi.

Bu arada söylemem gerekiyor ki, Türkiye’de maalesef pek çok spa merkezinde kaliteli ve hakiki uçucu yağlar kullanılmıyor. Hem aromaterapi konusunda bilgi eksikliğinden hem de ekonomik etkenlerden dolayı “aromaterapi” ismini hak etmeyen ürünler tercih ediliyor.

Cilt bakımı için aromaterapi

Aldığım aromaterapi ve doğal cilt bakımı eğitimlerinden yola çıkarak doğal yüz ve vücut bakım ürünleri hazırlamayı öğrendim. Yıllardır aromaterapi karışımları ve doğal yüz ve vücut bakım ürünleri yaratmaktan büyük keyif alıyorum.

Tek satın aldığım bakım ürünleri şampuan, sabun ve güneş kremidir, kalan her şeyi kendim üretiyorum, mevsime ve cildimin ihtiyaçlarına göre formülleri değiştiriyorum. Aslında güneş kremimi de kendim üretiyorum, ama koruma faktörü sadece 30 civarında. Koruma faktörü 50 olan bir organik güneş kremini her sene Fransa’dan getiriyorum.

Spa alanında yöneticilik yaptığım yıllarda “güzellik” kavramı üzerinde çok düşünmeye başladım. “Güzellik” hayatımda ve başka kadınların hayatında nasıl bir rol oynuyor? Kadın olarak bütün güzellik klişelerin ötesinde kendimizi ve bedenimizi derinden kabul etmeye ve kucaklamaya ihtiyacımızın olduğuna inanıyorum.

Uçucu yağlar, sabit yağlar, hidrolatlar ve diğer doğal hammaddeler ile hazırladığımız cilt  bakımı ürünleri ve günlük hayatımızda uyguladığımız doğal bakım ritüelleri bizi doğa ve bedenimiz ile daha yakın temas kurmaya davet ediyor. Hem cildimizin sağlığı ve güzelliğini doğal, keyifli ve etkin bir şekilde koruyabilir, hem de seçtiğimiz uçucu yağların enerjetik özellikleri ve kokuları ile kendimizi daha mutlu hissedebiliriz. Aromaterapi bakım ürünleri kullandığımız zaman gün be gün doğanın iyileştirici gücü ve gizemini hissetmek ve deneyimlemek için güzel ve değerli bir fırsat yaratıyoruz.

Hiç bitmeyen bir yolculuk

Aromaterapiyi yirmi yılı aşkın bir süreden beri uyguluyorum. İlk yardım, sağlık, stres yönetimi, esenlik, detoks ve doğal yüz ve vücut bakımı için uçucu yağları kullanıyorum. Bu minik şişelere aşık oldum ve hayatımın her anında onları yanımda tutuyorum.

Aromaterapi geniş ve derin bir konu. Geçen sene tekrar yoğun bir eğitim sürecine girmeye karar verdim; Jade Shutes ve Cathy Skipper ile holistik aromaterapi ve tıbbi aromaterapi eğitimlerine katılarak toplam 220 saatlik bir eğitim sürecini tamamladım. 350 saatlik klinik aromaterapi uzmanlaşma programıyla halen devam ediyorum.

Günümüzde aromaterapi dünyasında aromaterapi ekollerinden veya modellerinden bahsediliyor. İki ana akım var: Fransız aromaterapi ekolü ve İngiliz aromaterapi ekolü. Aromaterapi eğitimlerinde detaylı olarak bu iki farklı aromaterapi modeli ve yaklaşımından bahsediyorum. Hayatımda iki aromaterapi modelini uyguluyorum ve bu iki modelin birbirini tamamladığını ve zenginleştirdiğini düşünüyorum.